Elif MirmahmutoğluElif Mirmahmutoğlu

"İletişim Bir Sanattır. Sanatı Destekliyoruz"

Post Corona Elif Mir

Post Corona

Prof. Dr Cemil Taşçıoğlu anısına..

“Bir boşluğum”

İstemeden varım ve istemeden öleceğim. Olduğum şeyle olmadığım şey arasında, hayal ettiğim şeyle hayatın beni yaptığı şey arasında bir boşluğum ” der Fernando Pessoa “Huzursuzluğun Kitabı” adlı değeri devrinden sonra anlaşılan dev eserinde.

Sonsuzluğa asılı kalan cümlelerle her devre ışık tutar iyi edebi metinler… İçinde bulunduğumuz ruh hali, altında saatlerce ıslandığımız enformasyon yağmuru, evlerin balkonlarını cafe olarak değerlendirmeyi keşfettiğimiz şu günler de bazı cümleleri bazı kitapları döner döner yeniden okursun. Çünkü dönmekte olan dünya ve tüm kâinatta dönmekte olan bir Mevlevi derviş gibi manada yolculuk uzundur. İçinden tekrar edersin “İstemeden varım ve istemeden öleceğim” sihirli bir cümle gibi.  Bir iletişimci olarak farklı perspektiflerden bakarsın olana, bitene, kalana, gidene, yazana ve yazılAmayana… Bahsi geçen kitabı bana hediye eden şu an kıymetli bir hekim olarak Sur sularında görevini sürdüren aydınlık bir çehre geliyor aklıma Kardeş Türküler konserine gitmeyi planladığımız günleri düşünüyorum ‘Bir Eylül Meselesi” gibi konuşmuştuk. O’nun hekim önlüğü içinde nasıl parladığını hissediyorum, görüyorum…

Öğrencilik Yılları

Sonra öğrencilik yıllarım geliyor aklıma… Devlet yurtlarının en güzel yanı 70’lerin tüp kuyruğuna benzeyen banyo kuyrukları değildi tabi ki ama bir nevi açık hava laboratuvarı olması çok güzeldi benim için. Binlerce kız her biri başka iklimden her biri bir başka kültürden… Tıp Fakültesinde okuyan dört arkadaşı, İstanbul’daki Sivaslılar gibi ‘getto’ yaşamlarını anlamak için birkaç gün festival filmi izler gibi izlemiştim. Ellerinde havuç torbaları sabah erkenden koşturmaları kararlılık ve enerjileri muazzamdı. Yıllar sonra haber vasıtasıyla tanıştığım bir başka hekimle Kaş’dan Muş’a uzanan kahve sohbetlerimiz canlanıyor zihnimde. Ondan dinlediğim acil vakaları… Ufkundaki derinlik büyük bir saygı okyanusu yaratmıştı bünyemde. Kıymetli dostumun, emeklilik günlerindeki doğa ve doğal yaşamını yine gıpta ile izliyorum şu günlerde. 

Bilge Dostlar

Alzheimer hastalığının son evresinde olan ilah kadınlarımdan babaannemi götürdüğümüz hastane acil servisinde tanıdık bir yüz görmüştüm 2000’lerin başı idi.  O gece nöbeti varmış bir de üstelik.  Gözler değişmez ya hani sıcak bakışları ile bir hekim olarak nasıl yardımı dokunmuştu unutmam mümkün değildi ki ilk okul arkadaşımın… Beynindeki kitle ile yıllardır çetin bir mücadele vermesine rağmen her kısa sohbetimizden kendime bir hisse çıkardığım eczacı kuzen ablamı düşünüyorum. Nasıl bilge bir kadın olduğunu… Yörük kadınlar ayrı bir efsane zaten hem toprağın hakkını veren hem de iş hayatında başarılı olan yüzlerce minyon yapılı ama dev yürekli öğretmen, avukat, doktor dostum oldu. Yeşil kocaman gözleri ile ameliyatım ile ilgili bilgi verirken tavrına ve enerjisine hayranlığımı gizlemedim aşikâr ettim kendimi bir keresinde göğüs cerrahıma. Zira marifet iltifata tabi idi nazarımda.

Sağlık Çalışanları

Ergen hayranlığı içinde iskambilden kâğıt evler yaptığımız aile dostumuzun oğlu bir başka değerli insan sağlık camiasında ve yine gururla takip ediyorum alanındaki çalışmalarını. Aile hekimim olarak ışık saçan bir diğer kadını anlatmak ise daha genişçe zaman ister. Yine bir hekim ve gözümün nuru sinemanın emekçisi Ercan Kesal’ın kitabına adını veren sihirli kelime  “Velhasıl” . Velhasıl; hepsinde ortak gördüğüm emek bilgi ve insan hayatı ve bu alanda gösterilen gayretin yüceliğidir aslında anlatmak istediğim. Son günlerde sağlık konusu hepimizin gündeminde. Önce “insan” diyerek emek veren tüm hekim dostlar, eczacılar, hemşireler, sağlık emekçilerini konuşuyoruz izliyoruz bazen de ‘ahkam kesiyoruz’ haddimiz olmadan. Dar Alanda kısa paslaşmalarla anlamaya çalışıyoruz bazılarımız alkışlıyoruz balkonda.  Ki yetersiz kalsa da… (Alkış meselesi bir başka yazı konusudur) Hekimlerin dünyası başka parametrelerle yol alan bir dünya. Güzel bir dolu insan ki; işini iyi yapan.  Çok yönlülükleri var ve disiplinleri sağlam her şeyden önce. COVİD-19 ile tüm dünya ile birlikte mücadele ederken en ön safhada olan sağlık çalışanlarının dünyasını anlamak için o mücadeleyi o emeği hakkını vererek okumak lazım diye düşünenlerdenim. Bir virüsün tüm dünyayı eve kapattığı şu buhranlı günler de ilim ve bilimin irfanını bir kez daha anımsamak elzem değil mi? 

Sevgi ve Sonsuz Saygı

Bu izole hayat; şu an ilköğretim okulları koridorlarında asılı ‘Değerler Tablosu’nun içimizdeki karşılığını yeniden tanımlama ve değerlendirme noktasında zaman tanıdı bizlere. Versiyonunu yükseltemeyen devam edemeyecek belki de. İlim irfan doğaya merhamet ve algı versiyonu kast ettiğim.  Ülkemizde bu illete ilk teşhisi koyan ve şu an bizi başka bir galaksiden izleyen Cerrahpaşa’da öğrencileri ve hastaları arasında sevgi ve sonsuz saygı ile anılan Prof. Dr Cemil Taşçıoğlu giderken de tüm insanlığa bahtiyar bir nasihat bıraktı :  “Bu hayatı bir kez yaşayacaksınız. Öyle büyük hayaller kurun ki gerçekleştirmek için tüm gücünüzü verin. Öyle aşık olun ki tüm dünyayı karşınıza alabilin. Öyle arkadaşlıklar edinin ki gerçek ve samimi olsun.”

Boşluğuz evet. Boşlukta belki de ama samimi berrak aydınlık bir loşlukta….

Elif Mirmahmutoğlu 13.04.2020